PROZAC TOPLUMUNUN YENİ KUSAĞI

PROZAC TOPLUMUNUN YENİ KUSAĞI

Küçük çocuklarda psikofarmakolojik ilaç kullanımı gitgide artıyor!..

Refik Halit Karay, Osmanlı'nın birbirini izleyen üç dönemdeki yaşamsal alışkanlıklarını öyküleyen "Üç Mumlu Şamdan" adlı çocuk kitabında, daha beşikteki bebeklere uslu dursunlar ve uyusunlar diye bol bol afyon içirildiğini yazar ve sürekli afyon içen bu bebeklerin büyüdüklerinde durgun, hareketsiz, kafaları da yavaş çalışan çocuklar haline geldiklerini anlatır.

Günümüzde artık herhalde kimse uyumayan çocuğuna afyonu dayamıyor ama psikofarmakolojik ilaçların (ruhsal ve zihinsel süreçleri etkileyen ilaçlar) kullanım yaşı gittikçe düşüyor. Psikolojik bozukluk tanısı sonucunda ilaç kullanan çocukların sayısı her geçen gün çoğalıyor.

ABD'de yaşları ikiye kadar inen çocuklar hiperaktivite, uyku bozukluğu, okul fobisi ve depresyon gibi davranış bozuklukları için ilaç tedavisi görürken, araştırmalar Britanya'da benzer sorunlar yüzünden ilaç kullanan çocuk sayısının son 6 yılda 12'ye katlandığını gösteriyor.

Küçük çocuklarda ilaç kullanımındaki bu büyük artış, davranış farklılıkları ve davranış bozuklukları arasındaki çizginin bulanıklaştığına ve kullanılan ilaçların çocukları iyileştirmekten çok toplumun beklentilerine uyum sağlamaları amacına hizmet ettiklerine dair kaygıları da gündeme getiriyor.

Ohio Eyalet Universitesi'nden Profesor Steven Reiss, günümüz toplumunda farklı olmanın hoş karşılanmadığını, çeşitli davranış farklılıklarının kolayca "bozukluk" olarak algılandığını ve ilaçla tedavi edilmeye çalışıldığını, uzmanların her geçen gün yeni sendromlar ve tehşislerle ortaya çıktıklarını söylüyor.

Çocuklardaki kişisel değişikliklerin unutulduğunu öne süren Reiss, eğitim sistemlerinin standart bir çocuk tipine yönelik düzenlendiğini, okul ve ailelerin çocuklarından bir sıradanlık ve normallik beklentisi olduğunu belirterek okulu sevmeyen ya da uyum zorluğu çeken çocukların da gayet zeki ve sağlıklı, sadece farklı olabilecekleri gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

İlaçlar ciddi ruhsal sorunları olan çocuklara kuşkusuz fayda sağlıyor, ancak araştırmacıların korkusu ilaç kullanımının ciddi olmayan vakalara da sıçradığı yönünde.

ABD'de son beş yıl içinde Prozac ve Ritalin gibi ilaçların verilme yaşı okul öncesine kadar inmiş ve çocuklara bir yıl içinde yalnızca bir çeşit antidepresandan 500 bin reçete yazıldığı saptanmış.

Türkiye'ye gelince. Bu tip ilaçların kullanım yaşı ve miktarıyla ilgili kesin veriler yok. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Meltem Kora, çocuklarda psikofarmakolojik maddelerin kullanımının son yıllarda artmasını doğal karşılıyor. Kora'ya göre bu artış tüm dünyada gelişen teknoloji ve inceleme yöntemleriyle sinir sistemi işlevlerinin ve ruhsal bozuklukların sebeplerinin daha iyi anlaşılmasının bir sonucu.

North Carolina Universitesi'ndeki doktorlar psikofarmakolojik ilaçların küçük çocukların sinir sistemi üzerindeki uzun vadeli etkilerinin henüz bilinmediği görüşündeler ve bu ilaçların yan etkilerinin dahi davranışlarda uyku bozukluğu gibi değişikliklere yol açtığını, kesinlikle terapi çesitlerinin yerine kullanılmaması gerektiğini savunuyorlar.

Başka araştırmalar ise, ilacların başarılarına işaret ediyorlar. Texas Universitesi'nde yapılmış bir çalışma, yedi yaş üstü depresif bir grup çocuğun yarısından fazlasının Prozac'a iyi cevap verdiğini gösteriyor.
ilacın en yoğun kullanıldığı problem dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu.

İngiltere'de bu problemin tedavisinde kullanIlan ilaÇ Ritalin için yazılan reçete sayısı 1993'te 3500 iken, son bir yilda 158 bine cikmis. Amerika'da bazı okullarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite tanısı koyulan çocuklar toplam öğrencilerin yüzde kırkını oluşturuyor. Birleşmiş Milletler'in bir araştırması sonucu dünyada 50 ülkede hiperaktivite ve dikkat eksikliği için ilaç kullanımının çok arttığı belirlendi. BM, bu ülkelerde yanlış teşhislere karşı önlem alınmasını istedi.

Bir zamanlar sadece çocuk olmayla bağdaştırılan uykusuzluk, fazla yaramazlık, huysuzluk, konsantrasyon bozukluğu, iştahsızlık gibi sorunlar artık davranış bozukluklarının ya da depresyonun belirtileri olarak da görülüyorlar. Fakat çocuklarda bazı farklı davranışların davranış bozukluğuyla karıştırılmaması ve gereksiz yere ilaç tedavisine gidilmemesi için çok dikkatli olmak gerekiyor.

Burada en büyük görev tabii aileye düşüyor. Aileler sağduyulu davranmalı ve çocuklarını sürekli başka çocuklarla karşılaştırmak yerine onların her şeyden önce kendilerine ait farklı özellikleriyle birer birey olduklarını kabul etmeliler. Her hareketli çocuk hiperaktif, her içe dönük çocuk da depresif değildir. Türk eğitim sisteminin içinde bulunduğu durumda okula uyum sağlayamamak pekala parlak zeka göstergesi olabilir.

Çocukta gerçekten çok ciddi sorunlar gözlemlendiğinde ise hem psikologa hem de psikiyatra basvurmalı. Dr. Meltem Kora, ilaç gerektiren bir bozukluk teşhisinde aile ve çocuğun onayından sonra bireysel özellikleri göz önüne alan bir program çercevesinde tedavi uygulandığını söylüyor. Fakat bu noktada psikoterapi, eğitim ve aile danışmanlığı gibi ek tedavi yöntemlerinin kesinlikle ihmal edilmemesi gerekiyor. Çünkü ilaç tedavisi her zaman ve her koşulda tek başına etkin bir tedavi değil.

Psikofarmakolojik ilaçlar çocuklarda çok büyük dikkatle, ancak mutlaka gerekli olduğunda kullanılmalı. Ruh sağlığı yerinde nesiller yetiştireceğiz derken farklı olmaktan korkan, tek tip, sıradan bireylerden oluşan bir toplum üretme tehlikesi hep var.

Zeynep Aksoy

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !