DİKKAT EKSİKLİĞİ OLAN BİR YETİŞKİNİN HİSSETTİKLERİ..

DİKKAT EKSİKLİĞİ SENDROMUNUZ VARSA NELER HİSSEDERSİNİZ?

Bu nasıl bir duygu?

İnsan neler hisseder?

Her şeyden önce,"Dikkat Eksikliği" tanımlamasına karşıyım bence bizde dikkat eksikliğinden ziyade herkeste dikkat fazlalığı var! Söylemek istediğim içinde yaşadığımız hayata bir bakın; kim tek bir konuya uzunca bir süre dikkatini verebiliyor? Banka hesabınızı doğru tutabilmek, sandalyenizde kıpırdanmadan oturabilmek ve konuşmak için her zaman sıranızı beklemek sizce gerçekten de akıl sağlığınızın yerinde olduğunun işareti mi? Bana sorarsanız DE olmayan insanların çoğu tedavisi mümkün olmayan "Her daim sıkıcı insanlar topluluğunun" doğuştan üyesidirler.

Her ne hal ise, okuduğunuz kitaba göre ad değiştiren "Dikkat Toplayamama Bozukluğu" yada "Dikkat Toplayamama ve Hiperaktivite Bozukluğu" adlı bir sendrom mevcuttur. Peki, bu sendromu yaşamak nasıl bir duygu? Bazıları böyle bir sendromun olmadığını savunuyorlar ama bana inanın, böyle bir sendrom var.

 

Durumumuzu anlatabilmek için bir sürü teşbih kullanmak olası; Sanki yağmurlu bir havada cam silecekleri olmadan araba kullanmak gibi; her şey ıslak ve bulanıktır ama siz önünüzü görmeden süratle gitmeye devam edersiniz. Ya da; parazitlerle dolu bir radyo istasyonunda en sevdiğiniz programı izlemek gibi; fırtınalı bir havada iskambil kağıtlarından ev yapmaya çalışmak gibi, önce kendinizi rüzgardan korumak için bir ev yapmanız gerekir.

Başka bir anlatımla; her dakika omuzlarınıza taşıyabileceğinizden fazla yük olması gibi. Yapmanız gereken bir iş vardır ama tam o anda aklınıza bir ikinci iş gelir. Birinciyi bırakıp ona sarılırsınız ama ne ikinciyi ne birinciyi tamamlayamadan üçüncü bir iş aklınıza gelir. Aradan fazla zaman geçmeden siz başkalarının gözünde organize olamayan, aklına geldiği gibi düşünen bir kişi olusunuz.

 

Oysa size yakıştırılan bu hiç kibar olmayan sözcükler yersizdir çünkü aslında siz elinizden gelen gayreti göstererek çalışmaktasınızdır. Sanki görünmez ipler sizi bir o yana bir bu yana çekmekte ve tek bir işin üzerinde odaklanmanızı engellemektedir. Üstüne üstlük parmaklarınız masada tempo tutmakta, ayaklarınız sallanmakta, ağzınız bir şarkı mırıldanmakta, gözleriniz bir o yana bir bu yana bakmakta, gerinmekte, kıpırdanmaktasınız.

 

Doğal olarak karşınızdaki kendisini dinlemediğinize karar verir oysa siz karşınızdakini dinlediğiniz zamanın boşta kalan aralıklarını doldurmakla meşgulsünüzdür. Ben yürürken müzik dinlerken yada kalabalık ve gürültülü bir odada dikkatimi daha rahat toplayabilirim. Allah beni sessiz kütüphanelerden korusun, neyse ki hep gittiğim kütüphaneye gelenler DE sendromu olan kişiler; böylece sessizlik yerine, süre gelen huzur verici bir mırıltı var.

 

"Dikkat Eksikliği Sendromu" olmak nasıl bir şey? Hem burada, hem orada hem her yerde olmak. Bir düşünür şöyle demiş; "Zaman her şeyin bir arada olmasını engelleyen şeye denir." Zaman dakikaları küçük kısımlara ayırarak, her bölümde tek bir şey yapmamızı sağlar. Dikkat Eksikliği Sendromunda işler böyle değildir, zaman çöker. DE olan bir kişide her şey bir arada olur, zaman bir kara deliktir. Bu da kişide bir iç karışıklığına ve hatta paniğe neden olur. Öncelik gerektiren işlerin sıralanması olanaksızdır. Kişi her şeyin üstüne yıkılmasını engellemek için hep hareket halinde olmak zorunda kalır.

Müzeler (Nasıl da konudan konuya atladığımı fark ettiniz mi? Kanalları sürekli değiştiriyorum. Televizyon seyrederken de aynı şey oluyor. Eşim çılgına dönüyor. "Bir programı sonuna kadar seyredemezmiyiz?" diyor.) Her neyse müzeler, benim müze gezmem Salı Pazarını gezmeme benziyor. Biraz ondan, biraz bundan, aman bu güzelmiş, ama buradaki raflara ne demeli? Çabuk olmalıyım koşturmalıyım. Sanatı sevmediğimden değil, sanatı seviyorum. Ama benim sevme şeklimi görenler yalan söylediğime inanıyorlar.

 

Diğer yandan bir resmin karşısında uzun zaman oturduğum da oluyor. Bu dakikalarda, DE olan insanların çoğu gibi bir konuya hiper odaklanabiliyorum. İşte buda bizim dikkatimizin eksik olduğunu yalanlıyor. Kimi zaman "turbo dikkat" gösterebiliyoruz; duruma bağlı. Kuyruklar. Kuyrukta beklemem olanaksız. Bekleyemiyorum.

 

Düşünce ve duygularımı hemen harekete döküyorum. İşte sonunda burada başlıyor. Durup da en terbiyeli davranma şekli nasıl olur diye düşünme yeteneğinden yoksunum. DE olan kişilerin çoğu zaman "densiz" diye nitelendirilmesinin açıklaması işte bu. Edepli olmak, kişinin harekette bulunmadan önce sonuçlarını düşünmesi ile doğru orantılı ve DE olan kişiler bu konuda çok yetersiz.

 

Beşinci sınıftayken matematik öğretmeninin saç şeklini değiştirdiğini görüp, hemen "Mr. Cook başınızdaki peruk mu?" diye yumurtladığımı hatırlıyorum. Sınıftan atılmıştım. O zamandan beri aklıma geleni, uygun zamanlarda ve uygun yerlerde söylemesini öğrendim; ama çok uzun zaman çalışarak. DE nin en önemli noktası işte bu; hayata uyum sağlayabilmek zaman alıyor. Ama yapılabiliyor, hem de en iyi şekilde. Tahmin edebileceğiniz gibi, sürekli konuları değiştirerek, volta atarak, kaşınarak ve densizlik ederek birisiyle yakınlık kurmayı başarmak neredeyse olanaksızdır.

 

Eşim, dalıp gitmeme artık alıştı, dikkatimi ona verdiğim zaman tamamıyla onun olduğumu biliyor. İlk tanıştığımızda deli olduğumu sanmıştı. Birlikte çıkarken yemeğin sonunda restoranlardan fırlayıp gider,konuşurken dalıp giderdim. Artık gelip gitmelerime alıştı. DE olan kişilerin çoğunluğu heyecan verici durumları neredeyse aşerirler.

 

Ben bir yarış tutkunuyum. Mesleğim olan psikoterapistliğin, değişik insanlar ve durumlarla karşılaşmamı sağlayan yeminini de çok seviyorum. İşte bu yüzden DE olan insanlar suçlular ve tehlikeli yaşayanlar arasında büyük bir çoğunluğu oluşturuyorlar. Ama aynı çoğunluğu her alanda yaratıcı, deneyci, enerjik ve üretken insanlar arasında da oluşturuyorlar.

Başka bir deyişle, bu işin olumlu bir yönü de var. Genellikle DE den söz edilirken olumlu yanlara fazla dikkat çekilmiyor, çünkü daima yanlış giden olumsuz olana dikkat çekmek insanoğlunun doğasında vardır. Bir uzman tarafından bir çocuğa ya da yetişkine DE teşhisi konduktan sonra anne-babalar, öğretmenler, arkadaşlar ve meslektaşlar yardımcı olurlarsa işte o zaman bu yaratıcılık ve üretkenlik su yüzüne çıkar. İstasyon bulunmuş, ayarlanmış, silecekler çalışmaya başlamış ve fırtına durulmuştur.

Baş ağrısı olan, her sorunun nedeni olan çocuk ya da yetişkin daha önce yapmaya hiç fırsatı şeyleri yapmaya başlamıştır. Çevresindeki herkesi ve herkesten kendini şaşırtacaktır. DE olan kişiler genellikle olağanüstü yaratıcı ve 6. hisleri güçlü kişilerdir. Başkalarının metodlar çerçevesinde, kurallarla düşünürken göremedikleri detayları görür ve hissederler. Sonuca nasıl vardıklarını açıklayamayan, fikirlerinin kaynağını söyleyemeyen ya da nasıl olup ta böyle bir resim yaptığını bilmeyen ya da bu kestirme çözüme nasıl ulaştığını yazıya dökemeyen kişiler işte onlardır. Milyon dolarlık işi alıp ta ertesi günü çözebilen kadın ve erkekler de onlardır. Bir gün gereksiz bir söz ettiği için okuldan uzaklaştırılan, ertesi gün olağanüstü bir söz söylediği için ödüllendirilen çocuklar da onlardır. Onlar elleriyle dokunarak, hissederek öğrenen ve yapmaktan çekinmeyenlerdir.

Onlar, pek çok şeyi hissederek bilme yeteneğine sahiptirler. Çoğumuzun ışık olmadığı için göremediği şeyleri onlar karanlıkta hissederek bulurlar. Diğerlerinin , DE olan kişilerde varolan bu "altıncı his" yeteneğine saygı göstermeleri gereklidir. Eğer çevre sürekli olarak kuralcı, akılcı ve doğru" olan davranışlarda ısrar ederek 6. hissi yok ederse toplum bundan büyük zarar görecektir. Onları konuşurken dinlemek yorucudur, ne söylediklerini anlamak ve toparlamak uğraşmayı gerektirir. Ama onları ciddiye alır ve anlamaya çalışırsanız şaşırtıcı sonuçları ve çözümleri anlattıklarını duyarsınız. Söylemek istediğim, konuşma tarzları çoğunluklan farklı olsa da ve hatta karmakarışık gibi gelse de; sabır ve anlayışla davranıldığında bundan herkesin karlı çıkacağıdır.

Üstünde durulması gereken en önemli nokta eğer bir uzman hekim tarafından teşhis konulursa, Dikkat Eksikliği Sendromuna bağlı olan her türlü olumsuzluğa son verilebilir ya da önlenebilir. Teşhis konulması, "tembel", "inatçı", "sinir", "rahatsız edici", "imkansız", "patronluk taslayan", "ukala", "geri zekalı", "aptal" yada tek kelimeyle "kötü" olarak adlandırılan kişiler için neredeyse huzur vericidir. Bir uzman doktor tarafından konulan DE teşhisi konuyu toplumsal yargılamadan, nöropsikiyatrik alanına taşımaktır.

Bu işin tedavisi nedir? Yükselen sesleri susturan bir yöntem. Teşhis, suçluluk ve kişinin kendini aşağı görmesi yönünde yükselen sesleri azaltmasına neden olacaktır. Kişinin hayatına, uygun bir takım kuralları dahil etmesi ilk adımdır. Uzun süreler yerine, kısa süren çalışmalar yapmak, işleri küçük parçalara ayırmak, listeler yapmak, enerjisini spora yönlendirmek, dostlarınızdan yardım görmek, size yardımcı olacak kurallardır. İlaç tedavisi de (bir uzmanın kontrolünde) yararlı bir yardım elidir. İyi haber tedavinin her zaman yararlı olduğudur.

Sizlerden yardımınıza ve anlayışınıza gereksinmemiz olduğunu söyleyerek bitirmek istiyorum. Gittiğimiz her yeri dağınık bıraktığımızı biliyorum ama yardımınızla o dağınıklık çözümler yaratan yollara dönüşebilir. Eğer benim gibi; gürültücü, hayallere dalıp giden, unutkan, programlanamayan birini tanıyorsanız; insanların kendisi hakkında söylediği kötü şeylere inanmasından ve çok geç olmadan, aklınızdan Dikkat Eksikliği Sendromunun ne olduğunu geçirin.

Dikkat Eksikliği, belirtiler listesi değil bir yaşama biçimidir. Teşhis konulmadan önce belki de umutsuzluk ve acı dolu bir yaşam biçimi ama teşhis konulduktan sonra yeni olanaklar ve iyiye doğru bir gelişim şansı olan bir yaşam biçimi.

Artık umutlu olmak zamanıdır!……….

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !